Önceki Sayfaya Geri dön

T.C. YARGITAY
14. HUKUK DAİRESİ
E. 2015/12303 - K. 2016/3057
T. 9.3.2016

  • TAPU İPTALİ VE TESCİL
    (Davacı ve Davalıya Ait Taşınmazların İmar Parseli Oldukları ve İmar Sonucu Oluşan Parsellere Yönelik Olarak TMK'nın 725. Md. Gereğince Temliken Tescil Talebinde Bulunulamayacağı)
  • YAPILARIN BEDELLERİ
    (İlgili Parsel Sahiplerince Yapı Sahibine Ödenmediği veya Aralarında Bu Yönde Bir Anlaşma Yapılmadığı ya da Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılmadığı Sürece Bu Yapıların Ömürlerini Dolduruncaya Kadar Eski Sahiplerince Kullanma İmkanı Sağlandığı - İmar Sonucu Oluşan Parsellere Yönelik Olarak TMK'nın 725. Md. Gereğince Temliken Tescil Talebinde Bulunulamayacağı)
  • İMAR PARSELİ
    (Tapu İptali ve Tescil - Davacı ve Davalıya Ait Taşınmazların İmar Parseli de Oldukları ve İmar Sonucu Oluşan Parsellere Yönelik Olarak TMK'nın 725. Md. Gereğince Temliken Tescil Talebinde Bulunulamayacağı)

  • 4721/m.718,725
    3194/m.18

    ÖZET:
    Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacının kadastral 2 parsel sayılı taşınmazına inşa edilen binanın imar uygulaması sonucunda davalının 1 parsel sayılı taşınmazına taşkın hale geldiği anlaşılmaktadır. Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus TMK'nın 718. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ancak, 3194 Sayılı İmar Yasası'nın 18. maddesinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak, imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerince kullanma imkanı sağlanmıştır. Bu durumda mahkemece davacı ve davalıya ait taşınmazların imar parseli de oldukları, imar sonucu oluşan parsellere yönelik olarak TMK'nın 725. maddesi gereğince temliken tescil talebinde bulunulamayacağı da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekir.

    DAVA:
    Davacılar vekili tarafından, davalı aleyhine 11.6.2012 gününde verilen dilekçeyle temliken tescil istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 30.12.2014 tarihli hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekilleri tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:

    KARAR:
    Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 725. maddesine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
    Davalı, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

    Yasal ayrıcalıklar dışında, TMK'nın 684/1 ve 718/2 maddeleri hükümlerine göre, arazinin mülkiyeti ve buna bağlı olan tasarruf hakkı o arazide kalıcı olmak koşuluyla yapılan şeyleri de kapsar TMK'nın 725. maddesinde bu kuralın istisnalarından birisi düzenlenmiş, böylece muhdesatla arasındaki bağlantı kesilmiş bina sahibine bazı koşulların oluşması halinde ayrılmaz parça niteliğindeki taşkın yapı için üzerinde bulunduğu taşınmaza malik olabilme olanağı tanınmıştır. Bunun için, tapuya kayıtlı özel mülkiyete konu bir taşınmaz üzerinde, temelli kalması amacıyla yapılan binanın ayrılmaz parçası yine tapuda kayıtlı üçüncü kişiye ait taşınmaza taşkın yapılmış olmalıdır.
    ... inşaat, taşkın yapı ile iki komşu taşınmazı fiilen birleştirmekte, ekonomik bir bütünlük oluşturmaktadır. Bu özelliğinden dolayı taşkın yapıya dayanan temliken tescil istemi taşınmaza bağlı kişisel hak niteliğindedir. Taşılan arazi malikinin devir borcu eşyaya bağlı bir borç olduğundan inşaat maliki hakkını taşılan arazinin her malikine karşı kullanabilir. Yeni malikler de Türk Medeni Kanununun 725. maddesinde belirtilen haklardan yararlanabilecekleri gibi borçlardan da sorumlu olur. Bu tür davalarda taşkın yapıyı yapan kişinin taşınmazı lehine, taşırılan arazi üzerinde bir irtifak hakkı yoksa durum ve koşullar da haklı gösterdiği takdirde taşkın yapıyı yapan kimse, taşan kısım için uygun bir bedel karşılığında irtifak hakkı kurulmasını veya bu kısmın bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin kendisine devredilmesini isteyebilir.
    TMK'nın 725. maddesine dayanılarak tescil talebinde bulunulabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır;


    a-) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır.

    TMK'nın 725. maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşkın yapının bulunduğu arazi parçasının mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK'nın 3. maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur.
    Bu kural, taşkın inşaatı yapan kimsenin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da taşkın inşaat yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder.
    İyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re'sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.2.1951 tarihli ve 17/1 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan taşkın inşaat sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul)

     

    b-) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşılan arazi parçasının değerinden açıkça fazla olmasıdır.

    TMK'nın 725. maddesinde "durum ve koşulların haklı kılması" şeklinde ifade edilen husus uygulama ve doktrinde inşaatın yıkılması ile inşaat sahibinin uğrayacağı zarar veya yıkılmaması halinde arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybının karşılaştırılması şeklinde değerlendirilmektedir. Kastedilen değer sadece taşılan arazinin değerinden ibaret değildir. Bu değerin içinde arazi sahibinin taşılan kısım dışında kalan arazisinin uğrayacağı değer kaybı da vardır. Arsa malikinin arsasının uğrayacağı değer kaybı uzman bilirkişilerden rapor alınmak suretiyle TMK'nın 4. TBK'nın 50. maddesi uyarınca ve aynı zamanda sebepsiz zenginleşmeyi önleyecek biçimde dava tarihine ve objektif esaslara göre tespit ve takdir edilmelidir. (Objektif koşul)

     

    c-) Üçüncü koşul ise taşkın inşaat yapanın, taşınmaz malikine bu bedeli ödemesidir.

    Taşkın inşaatın yıkılması gerekmiyorsa, mahkemece yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda belirlenecek bedel arsa sahibine ödenmek üzere depo ettirilmelidir.

     

    d-)Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, mahkemece iptal ve tescile karar verilebilmesi için taşkın yapının zeminindeki arazi parçasının ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir.

    Yukarıda değinilen ilkeler ışığında somut olaya gelince; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davacının kadastral 2 parsel sayılı taşınmazına inşa edilen binanın imar uygulaması sonucunda davalının 1 parsel sayılı taşınmazına taşkın hale geldiği anlaşılmaktadır. Yasal ayrıcalıkların dışında ayrılmaz parçanın mülkiyeti ve buna bağlı olarak tasarruf hakkı üzerinde bulunduğu arza bağlıdır. Bu husus TMK'nın 718. maddesinde açıkça vurgulanmıştır. Ancak, 3194 Sayılı İmar Yasası'nın 18. maddesinde özel hükümler getirilmek suretiyle ayrılmaz parça olan yapı ile arz arasındaki hukuki ilişki kesilmiş, yapı üzerinde bulunduğu yerin malikinden başkasına bırakılarak, imar parsellerinin oluşturulabileceği öngörülmüştür. Böylece yapıların bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmediği veya aralarında bu yönde bir anlaşma yapılmadığı ya da ortaklığın giderilmesi davası açılmadığı sürece bu yapıların ömürlerini dolduruncaya kadar eski sahiplerince kullanma imkanı sağlanmıştır.
    Bu durumda mahkemece davacı ve davalıya ait taşınmazların imar parseli de oldukları, imar sonucu oluşan parsellere yönelik olarak TMK'nın 725. maddesi gereğince temliken tescil talebinde bulunulamayacağı da gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu sebeple bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekillerinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istenmesi halinde yatıran tarafa iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 09.03.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

     


    T.C. YARGITAY
    14. HUKUK DAİRESİ
    E. 2014/14598 - K. 2015/9620
    T. 3.11.2015

  • ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI
    (Satış Suretiyle Paylaşma İstenmesinin Aynen Paylaşma İstemine Engel Teşkil Etmeyeceği - Taşınmazın Önemli Ölçüde Değer Kaybına Uğramasının Söz Konusu Olması Durumunda Taşınmazın Aynen Bölünerek Paylaştırılmasına Karar Verilemeyeceği Paydaşlar Rıza Göstermedikçe Taşınmazın Bir Bölümünün Paylı Bırakılamayacağı)
  • TARIM ARAZİLERİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ
    (Mahkemece Malın Bölünerek Paylaştırılmasına Karar Verebilmesi İçin Taşınmazın Yüzölçümü Niteliği Pay ve Paydaş Sayısı Tarım Arazisinin Niteliği ile İmar Mevzuatına Göre Aynen Taksiminin Mümkün Olup Olmadığının Araştırılması Gereği - Asgari Tarımsal Arazi Büyüklüklerinin Altındaki Arazilerde Payın Üçüncü Kişilere Satış ve Devrinin Mümkün Hale Geldiğinin Gözetilmesi Gereği)
  • 4721/m. 698
    5403/m. 8

    ÖZET :
    Satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    DAVA :
    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.05.2012 gününde verilen dilekçe ile taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı M. C. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KARAR :
    Davacılar, davalılar ile paydaş oldukları 19 parsel sayılı taşınmazın paylaşımı konusunda anlaşamadıklarını ileri sürerek ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesini istemişlerdir.
    Davalılardan Mehmet, kardeşi olan davacıların babası ile uzun yıllar önce yaptıkları taksim uyarınca 765 sayılı parselin davacıların M. İ.'a 19 parselin de kendisine bırakıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı Durmuş ise taksim sözleşmesinin geçersiz olduğunu söylemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
    Mahkemece, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
    Hükmü, davalı M. C. vekili temyiz etmiştir.
    Dava, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
    Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
    Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    5578 sayılı Kanunla değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi gereğince bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne sebeple gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların 3. şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği hükmü mevcutken, 5403 sayılı Kanunun 8. maddesinde 30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan değişiklikle "Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz..." şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir.
    Somut uyuşmazlıkta, 37.760 m2 yüzölçümlü tarla niteliğindeki dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazda davacılar ile davalılar paylı maliktir. Fen bilirkişinin 19.11.2012 günlü raporunda taşınmazın aynen taksiminin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazda seraların bulunduğu keşfe katılan fen ve ziraat bilirkişilerin raporlarından anlaşılmaktadır. Ancak, davaya konu tarım arazisinin hangi sınıfa girdiği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Fethiye Tarım İlçe Müdürlüğünden sorulmadığı gibi taraflarca da niteliği belgelendirilmemiştir. Bu nedenle, öncelikle davaya konu taşınmazın tarımsal niteliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Fethiye İlçe Müdürlüğünden sorularak saptanması gerekir. Tarımsal niteliğinin belirlenmesinden sonra 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 5578 sayılı kanunla değişik 8. maddesi ile taşınmazdaki pay ve paydaş adedi ile zemindeki kullanım durumu da dikkate alınarak aynen taksiminin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Aynen taksiminin olanaklı olması halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise il idare kurulundan bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulması gerekir. Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmelidir.

    Mahkemece, yukarıda açıklanan bu araştırmalar yapılmadan taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ :
    Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı M. C. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    T.C. YARGITAY
    14. HUKUK DAİRESİ
    E. 2015/1481 - K. 2016/4627
    T. 18.4.2016
  • ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEĞİ
    (Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 S. İmar Kanunu ve İlgili Yönetmelik Hükümlerine Uygun Bulunması Halinde Onaylanması Gereken İfraz Projesinde Kimlere Nerelerin Verileceği ve Bu Konuda Paydaşlar Aralarında Anlaşamazlarsa Hakim Huzurunda Kura Çekilerek Belirleneceği - Onay Makamından Olumsuz Cevap Gelmesi Halinde Paydaşlığın Satış Suretiyle Giderilmesine Karar Verileceği)
  • AYNEN BÖLÜNEREK TAKSİM
    (Mümkün Olması Durumunda Bölünen Parçaların Değerlerinin Birbirine Denk Düşmemesi Halinde Eksik Değerdeki Parçaya Para Eklenerek Denkleştirme Sağlanacağı - Paydaşlar Arasında Anlaşma Olmadıkça Hakim Kendiliğinden Bazı Taşınmazların Bir Kısım Paydaşlara Kalanın Diğer Paydaşlara Verilmesi Şeklinde Aynen Bölünerek Paylaştırmaya Karar Veremeyeceği)
  • TAKSİMİN MÜMKÜN OLUP OLMADIĞININ SORULMASI GEREĞİ
    (Aynen Bölünerek Paylaştırma Halinde Teknik Bilirkişiye İfraz Projesi Düzenlettirilerek Bu Projeye Göre Taşınmaz Belediye ve Mücavir Alan Sınırları İçerisinde İse İlgili Belediyeden Belediye Dışında İse İl İdare Kurulundan Bölüşmenin Mümkün Olup Olmadığının Sorulacağı)
  • İFRAZ PROJESİ
    (Ortaklığın Giderilmesi İsteği - Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 S. İmar Kanunu ve İlgili Yönetmelik Hükümlerine Uygun Bulunması Halinde Onaylanması Gereken İfraz Projesinde Kimlere Nerelerin Verileceği ve Bu Konuda Paydaşlar Aralarında Anlaşamazlarsa Hakim Huzurunda Kura Çekilerek Belirleneceği/Onay Makamından Olumsuz Cevap Gelmesi Halinde Paydaşlığın Satış Suretiyle Giderileceği)

  • 4721/m.699

    ÖZET:
    Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir. Aynen bölünerek paylaştırmanın ( taksimin ) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para ( ivaz ) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
    Aynen bölünerek paylaştırma ( taksim ) halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise İl İdare Kurulundan bölüşmenin ( taksimin ) mümkün olup olmadığı sorulur. Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun bulunması halinde onaylanması gereken ifraz projesinde kimlere nerelerin verileceği, bu konuda paydaşlar aralarında anlaşamazlarsa hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir. Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
    DAVA:
    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 26.07.2012 gününde verilen dilekçe ile ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 02.12.2014 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı A. P. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KARAR:
    Dava, ortaklığın giderilmesi isteğine ilişkindir.
    Mahkemece, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir.
    Hükmü davalı A. P. temyiz etmiştir.
    Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
    Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    Aynen bölünerek paylaştırmanın ( taksimin ) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para ( ivaz ) eklenerek denkleştirme sağlanır. Paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
    Aynen bölünerek paylaştırma ( taksim ) halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise İl İdare Kurulundan bölüşmenin ( taksimin ) mümkün olup olmadığı sorulur.
    Belediye Encümeni veya İl İdare Kurullarınca 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili Yönetmelik hükümlerine uygun bulunması halinde onaylanması gereken ifraz projesinde kimlere nerelerin verileceği, bu konuda paydaşlar aralarında anlaşamazlarsa hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
    Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
    Somut olayda; mahkemece dava konusu 1171 ada 52 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10, 11, 12, 13, 14, 27, 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41,42, 43, 44 ve 45 bağımsız bölüm numaralı dükkanlar ile ilgili olarak davalının aynen taksim talebi değerlendirilerek, gerektiği takdirde ivaz ilavesi suretiyle taksimin mümkün olup olmadığı araştırılıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken belirtilen husus gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
    SONUÇ :
    Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün BOZULMASINA, istek halinde peşin alınan temyiz harcının temyiz edene iadesine, 18.04.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    T.C. YARGITAY
    14. HUKUK DAİRESİ
    E. 2014/14598  - K. 2015/9620
    T. 3.11.2015
  • ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ DAVASI
    (Satış Suretiyle Paylaşma İstenmesinin Aynen Paylaşma İstemine Engel Teşkil Etmeyeceği - Taşınmazın Önemli Ölçüde Değer Kaybına Uğramasının Söz Konusu Olması Durumunda Taşınmazın Aynen Bölünerek Paylaştırılmasına Karar Verilemeyeceği Paydaşlar Rıza Göstermedikçe Taşınmazın Bir Bölümünün Paylı Bırakılamayacağı)
  • TARIM ARAZİLERİNDE ORTAKLIĞIN GİDERİLMESİ
    (Mahkemece Malın Bölünerek Paylaştırılmasına Karar Verebilmesi İçin Taşınmazın Yüzölçümü Niteliği Pay ve Paydaş Sayısı Tarım Arazisinin Niteliği ile İmar Mevzuatına Göre Aynen Taksiminin Mümkün Olup Olmadığının Araştırılması Gereği - Asgari Tarımsal Arazi Büyüklüklerinin Altındaki Arazilerde Payın Üçüncü Kişilere Satış ve Devrinin Mümkün Hale Geldiğinin Gözetilmesi Gereği)

  • 4721/m. 698
    5403/m. 8

    ÖZET:
    Satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    DAVA :
    Davacılar vekili tarafından, davalılar aleyhine 18.05.2012 gününde verilen dilekçe ile taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 24.01.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı M. C. tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü:
    KARAR :
    Davacılar, davalılar ile paydaş oldukları 19 parsel sayılı taşınmazın paylaşımı konusunda anlaşamadıklarını ileri sürerek ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesini istemişlerdir.
    Davalılardan Mehmet, kardeşi olan davacıların babası ile uzun yıllar önce yaptıkları taksim uyarınca 765 sayılı parselin davacıların M. İ.'a 19 parselin de kendisine bırakıldığını belirterek davanın reddini savunmuş, davalı Durmuş ise taksim sözleşmesinin geçersiz olduğunu söylemiş, diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
    Mahkemece, ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmiştir.
    Hükmü, davalı M. C. vekili temyiz etmiştir.
    Dava, taşınmazdaki ortaklığın giderilmesi istemine ilişkindir.
    Paydaşlığın (ortaklığın) giderilmesi davaları iki taraflı, taraflar için benzer sonuçlar doğuran davalardır. Bu davalarda davalı da davacı gibi aynı haklara sahiptir. Bu nedenle davacının satış suretiyle paylaşma istemesi davalıların aynen paylaşma istemesine engel teşkil etmez.
    Paydaşlığın giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ve tarım arazilerinin niteliği ile imar mevzuatına göre aynen taksimin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    5578 sayılı Kanunla değiştirilen 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 8. maddesi gereğince bölünemez büyüklükteki tarım arazilerinin mirasa konu olmaları ve üzerlerinde her ne sebeple gerçekleşmiş olursa olsun birlikte mülkiyetin mevcut olması durumunda bu arazilerin ifraz edilemeyeceği, payların 3. şahıslara satılamayacağı, devredilemeyeceği hükmü mevcutken, 5403 sayılı Kanunun 8. maddesinde 30.04.2014 tarihli ve 6537 sayılı Kanunun 4. maddesi ile yapılan değişiklikle "Tarım arazileri Bakanlıkça belirlenen büyüklüklerin altında ifraz edilemez, hisselendirilemez. Hazine taşınmazlarının satış işlemleri hariç olmak üzere pay ve paydaş adedi artırılamaz..." şeklinde düzenleme yapıldığından artık asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin altındaki arazilerde de payın üçüncü şahıslara satışı ve devri mümkün hale gelmiştir.

    Somut uyuşmazlıkta, 37.760 m2 yüzölçümlü tarla niteliğindeki dava konusu 19 parsel sayılı taşınmazda davacılar ile davalılar paylı maliktir. Fen bilirkişinin 19.11.2012 günlü raporunda taşınmazın aynen taksiminin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazda seraların bulunduğu keşfe katılan fen ve ziraat bilirkişilerin raporlarından anlaşılmaktadır. Ancak, davaya konu tarım arazisinin hangi sınıfa girdiği Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Fethiye Tarım İlçe Müdürlüğünden sorulmadığı gibi taraflarca da niteliği belgelendirilmemiştir. Bu nedenle, öncelikle davaya konu taşınmazın tarımsal niteliğinin Tarım ve Köyişleri Bakanlığı Fethiye İlçe Müdürlüğünden sorularak saptanması gerekir. Tarımsal niteliğinin belirlenmesinden sonra 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun 5578 sayılı kanunla değişik 8. maddesi ile taşınmazdaki pay ve paydaş adedi ile zemindeki kullanım durumu da dikkate alınarak aynen taksiminin mümkün olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Aynen taksiminin olanaklı olması halinde teknik bilirkişiye ifraz projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz belediye ve mücavir alan sınırları içerisinde ise ilgili belediyeden, belediye dışında ise il idare kurulundan bölüşmenin (taksimin) mümkün olup olmadığı sorulması gerekir. Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmelidir.
    Mahkemece, yukarıda açıklanan bu araştırmalar yapılmadan taşınmazdaki ortaklığın satış yoluyla giderilmesine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
    SONUÇ :
    Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı M. C. vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde yatırana iadesine, 03.11.2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.


    T.C.  YARGITAY
    HUKUK GENEL KURULU
    E. 2013/6-106 - K. 2013/1467
    T. 9.10.2013
  • PAYDAŞLIĞIN GİDERİLMESİ İSTEMİ
    (Tarafların Karşılıklı İddia Savunmaları Dosyadaki Tutanak ve Kanıtlar ve Özellikle Bilirkişi Raporları İle Belediye Başkanlığının Yazısında Taşınmazın Taksiminin Mümkün Olup Olmadığı Hususunun Tarım İl Müdürlüğünden de Sorulması Gerektiği Bildirildiği )
  • AYNEN TAKSİM
    (Paydaşlığın Giderilmesi İstemi - Taşınmazın Aynen Taksiminin Tarım İl Müdürlüğünden Sorulması Gerektiği/Özel Dairenin Bu Yöndeki Bozma Kararına Uyulması Gerektiği)
  • TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜNDEN AYNEN TAKSİMİN MÜMKÜN OLUP OLMADIĞI SORULACAĞI
    (Mahkemece Yapılan Araştırmanın Yeterli Olmadığı - Özellikle Bilirkişi Raporları İle Belediye Başkanlığının Yazısından Bu Hususun Sorulması Gerektiğinin Bildirildiği )
  • TAŞINMAZIN TAKSİMİ
    (Paydaşlığın Giderilmesi İstemi - Tarım İl Müdürlüğünden de Sorulması Gerektiğinden Özel Daire'nin Bu Yöndeki Bozma Kararına Uyulması Gerektiği )

  • 4721/m.699

    ÖZET :
    Dava, paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın aynen taksimi hususunda mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı; varılacak sonuca göre, mahkemece yeni araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle bilirkişi raporları ile Belediye Başkanlığı'nın yazısının son bölümünde taşınmazın taksiminin mümkün olup olmadığı hususunun Tarım İl Müdürlüğünden de sorulması gerektiğinin bildirilmiş olması hususları gözetildiğinde, Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi hukuka aykırıdır. Tarım İl Müdürlüğünden yeniden görüş sorulması gerekir.
    DAVA :
    Taraflar arasındaki "ortaklığın giderilmesi" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Gölbaşı ( Ankara ) Sulh Hukuk Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen 26.01.2012 gün ve 2011/746 e.-2012/64 K. sayılı kararın incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 6.Hukuk Dairesinin 07.06.2012 gün ve 2012/5702 e-2012/8574 K. sayılı ilamı ile; ( ... Uyuşmazlık, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
    Paydaşlığın ( ortaklığın ) giderilmesi davalarında mahkemece malın aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilebilmesi için taşınmazın yüzölçümü, niteliği, pay ve paydaş sayısı ile imar mevzuatına göre aynen bölüşmenin mümkün olup olmadığının araştırılması gerekir. Taşınmazın önemli ölçüde bir değer kaybına uğraması söz konusu ise aynen bölünerek paylaştırılmasına karar verilemez. Keza paydaşlar rıza göstermedikleri takdirde taşınmazın bir bölümü paylı bırakılamaz.
    Aynen bölünerek paylaştırmanın ( taksimin ) mümkün olması durumunda bölünen parçaların değerlerinin birbirine denk düşmemesi halinde eksik değerdeki parçaya para ( ivaz ) eklenerek denkleştirme sağlanır. Davada paydaşlar arasında anlaşma olmadıkça hakim kendiliğinden bazı taşınmazların bir kısım paydaşlara, kalanın diğer paydaşlara verilmesi şeklinde aynen bölünerek paylaştırmaya karar veremez.
    Aynen bölünerek paylaştırma ( taksim ) halinde teknik bilirkişiye ifraz ( taksim ) projesi düzenlettirilerek bu projeye göre taşınmaz Belediye veya mücavir alan hudutları içerisinde ise Belediye Encümeninden karar alınmak suretiyle belediyeden, Belediye dışında ise II idare Kurulundan imar Yasası ve Yönetmeliğine göre bölüşmenin ( taksimin ) mümkün olup olmadığı sorulur, ifraz projesinde kimlere nerelerin verileceği konusunda paydaşlar anlaşamazlar ise hakim huzurunda kura çekilerek belirlenir.
    Onay makamından olumsuz cevap gelmesi halinde paydaşlığın ( ortaklığın ) satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi gerekir.
    Davacı vekili, davalı ile davacı arasında paylı mülkiyet hükümlerine tabi 520 nolu parselde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece dava konusu 520 nolu parselde aynen taksim mümkün olmadığı gerekçesiyle paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmiştir. Ancak, hükme esas alınan Ziraat Bilirkişi raporunda "...50.150 m2 miktarlı taşınmazın 8.000 m2 sinin ekilebilen alan, kalan kısmının çayır vasfında olduğu, 20 dekarın altında olan tarım arazisi niteliğindeki 8.000 m2'lik bölümün tarımsal bütünlüğün bozulmaması için paylaşılmasının mümkün olmadığı.." belirtilmiştir. Gölbaşı Belediye Başkanlığının 19.10.2011 tarihli yazısında "...mülga Özel Çevre Koruma Kumlu Başkanlığınca onaylanan yürürlükteki Gölbaşı Çevre Düzeni Revizyon Planına göre "Hassas A Zonu ve Doğal Sit alanı" olarak, diğer kısmı ise "Tarım Alanı" olarak planlandığı kanaati oluştuğu..."bildirilmiştir. Ancak Özel Çevre Koruma Kurulu Başkanlığı 17.8.2011 tarihi itibariyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığına bağlanmış olup, dava konusu yerin halen "Hassas A Zonu ve Doğal Sit alanı" içinde olup olmadığı, niteliği, aynen taksiminin mümkün olup olmadığı,satışa engel bir durumunun bulunup bulunmadığı ayrıntılı bir şekilde sorulmalı,cevabi yazı doğrultusunda Tarım İl Müdürlüğünden yeniden görüş sorulması ve gerektiğinde yerinde yeniden keşif yapılarak aynen taksiminin mümkün olup olmadığının tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından hükmün bozulması gerekmiştir... ),

    Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle, yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.
    Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

    KARAR :
    Dava, bir adet taşınmazda paydaşlığın giderilmesi istemine ilişkindir.
    Davacı vekili, davalı ile davacı arasında paylı mülkiyet hükümlerine tabi 520 nolu parselde paydaşlığın satış suretiyle giderilmesini istemiştir.
    Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.
    Mahkemece, dava konusu 520 nolu parselde aynen taksim mümkün olmadığı gerekçesiyle paydaşlığın satış suretiyle giderilmesine dair verilen karar; Özel Dairece metni yukarıda aynen yazılı gerekçeler ile bozulmuş; mahkemece, önceki gerekçeler tekrarlanmak suretiyle direnme kararı verilmiştir.
    Direnme kararını, davalı vekili temyize getirmektedir.
    Bozma ve direnme kararlarının kapsamına göre uyuşmazlık; dava konusu taşınmazın aynen taksimi hususunda mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin yeterli olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre de, mahkemece yeni araştırma yapılmasının gerekip gerekmediği noktalarında toplanmaktadır.
    Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere ve özellikle bilirkişi raporları ile Gölbaşı Belediye Başkanlığı'nın 19.10.2011 tarihli yazısının son bölümünde dava konusu taşınmazın taksiminin mümkün olup olmadığı hususunun Tarım İl Müdürlüğünden de sorulması gerektiğinin bildirilmiş olması hususları gözetildiğinde, Hukuk Genel Kurulu'nca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararının bozulması gerekir.
    SONUÇ :
    Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 6217 sayılı Kanunun 30.maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununa eklenen " Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA istek halinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, aynı kanunun 440.maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 09.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.